« Önceki |

29/8/2008

yalnızlığa alışmalı insan...


Y
alnızlığa alışmalı...


Bavulları hep toplu durmalı insanın...

Bir gün telefonların hiç çalmayabileceğini hesaplamalı...

Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz­geçmeli...

İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

Yalnızlığa alışmalı...

* * *
Alışmalı insan yalnız­lığa...

Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...

Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim­se yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmaya­cak..."

Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...

* * *

Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı...

Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol­malı...

Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...

* * *

Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

Yollarla barışmalı...

Yalnızlığa alışmalı...

 

10/5/2008

...bir gidişi yaz dediler...

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca….
Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim.
Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim.
Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim.
Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim.
Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım.
Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !….

Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum...

1/8/2007

Ben mi? Evet...

Ben mi? Evet...

bir gün çıkıp gideceğim kapıları,evleri,dergileri,hüzünler bırakarak...

bir çiçek merhaba diyecek...

hoş geldin diyecek dağ...

orman gülümseyecek...

anımsayışların,bekleyişlerin,ümitlerin ya da ümitsizliklerin

hırsların,yarışların,tasaların kalktığı yerde

tam anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...

hiç kimseye seslenmeyen,kendi kendine yeten sadece...

kendi mantığı;kendi güzelliği içinde tutarlı...

ama halkın yaşantısı girecektir oraya,çünkü yaşayan büyük

bir şeydir halk...

deniz ve ufuk girecek,karınca yuvaları,gökyüzü,kozalaklar

ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...

yani sevişmek denizle,koşulsuz,önyargısız,hesapsız...

yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..

doğan,ölen ve yaşayan şeyleri...

doğumu,ölümü ve yaşamayı

yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...

ben mi?evet ... çıkıp gideceğim bir gün...

tasasız,gözyaşsız,geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden ilerde...

sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek

artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle…

Ataol BEHRAMOĞLU

15/6/2007

karanlık...

Biliyorum böyle değildin önceleri,

Türküler söylerdin sıcak...

Şimdi bir bekar evin var karanlık,

Bir odan var ağlayacak...

26/4/2007

uyu güzel bebek...

uyu güzel bebek uyu...

tüm bu kargaşadan, gereksiz hüzünlerden,

dünya heveslerinden uzak kalarak uyu...

uyu... hep böyle güzel uyu...

25/2/2007

Üşüdüm...

 

Damlayan gölgemin halesinde bir zifiri

perçinlenmiş bekleşirken

yaşanmayan ölümler diker belleğim;

tenime

ruhumu,

sesime hayatı...

ben,

ne zaman bana ağrıyan bir ses kazısam alfabeye

üşürüm.

ve galiba.........

üşüdüm.

 

 

8/1/2007

YAK GİTSİN...



Gümüş renkli sabahlara uyandığında
ince bir hasret uçuşmuyorsa gözlerinde,
bu kendimdir diye bakabileceğin bir yüz yoksa aynalarda
ayaklarından cesaret
yüreğinden merhamet akmıyorsa yürüdüğün yollara
ve ne olmuşsa bir şekilde
bir yerlerinde hayatın
yaşadım dediğin ne varsa unut gitsin!
Sen bir kalbe sığamazken
sığmayacaksa dünya sana
sat gitsin benim dediğin ne varsa!
Her yenilenişte eksiliyorsa adres defterinde isimler
o defteri yırt gitsin!
Yık gitsin,
yaptığın her kapı gün gelip kapanıyorsa yüzüne
sırıtkan bir duruşun olsun şehrin karşısında
unutma
Ebu Zer’i, Selman’ı , Bilal’i ve Umeyr’i
unutma
hiçbir şehrin paçalar sıvanmadan geçilmeyeceğini
varsın kopuğun biri desinler sana
varsın vaadkar bulmasın seni yarınlarına leylalar
şehri kanalizasyonlara
Leyla’yı kendi yalnızlığına göm gitsin!
Aşklarını satarak
yeminlerini yiyerek büyüyenlerce
kovulup dokuz köyden
sana asla Taif olmayacak onuncuya itildiysen
aşka ihanet etmeyen Neron’un hatrına
onuncu köyü YAK GİTSİN!

5/1/2007

...



HER AŞKIN ARDINDAN BİR ŞARKI KALIYOR BANA...



AMA HER AŞK BİRAZ DAHA SAĞIRLAŞTIRIYOR BENİ...

5/1/2007

...

5/1/2007

GİDECEK YER VAR MIYDI KENDİMİZDEN BAŞKA?...

Gidecek yer var mı kendimizden başka?
Çekip çıkardık bedenimizi o kalabalık yığınından.
Camlarımızı sonuna kadar kapadık yine.
Bir kendimizden kaçamadık.
Kendi gölgemizden,
Kulaklarımızı dolduran nefesimizden.
Gidecek yer var mıydı kendimizden başka,
Bilemedik hiç.
İşte herkes olması gerektiği yerde.
Her şey yerli yerinde.
Dışarıda gece,
Dışarıda çıplak bir şehir,
İçerde bir tek kendimiz.
Gidecek yer yoktu başka…
Varsa bile,
Bulamadık hiç…



BEDİRHAN GÖKÇE